|

BULUTLARIN ÜZERİNDE VUSLAT
Sıcak yaz gecesinin sessizliği, Ağustos böceklerinin pervasızca ,hep bir ağızdan ötüşüyle bozuluyordu. Zaten heyecandan uyku girmiyordu gözüne. Sabahı zor edecekti Aysun. Ama uyumak zorundaydı.Yarın çok özel bir gündü onun için.Nişanlısı Ahmet teskeresini almış dönüyordu askerden.
Müstakbel kayın validesi ile Ahmet'in en sevdiği yemekleri hazırlamışlardı.Çok seviyordu Ahmet'i. Zor olmuştu nişanlanmaları.Ahmet'in annesi hiç istememişti Aysun'u.Başka bir kızla evlendirecekti oğlunu.Yaptığı araştırmalara göre ,Aysun hiç uygun değildi aileye ve oğlunun yanına da yakışmıyordu zaten.Çok kavgalar oldu ,Ahmet hiç laf söyletmedi Aysun'a.Bir çok kez resti çekip, çıktı gitti evden.Aysun'un ailesi sevmişti Ahmet'i oysa.Sadece annesinin kızlarına eziyet etmesinden endişe ediyorlardı.Aysun bir tek kötü kelime etmedi Ahmet'in annesi için.Hiç saygısızlık etmedi ve sabırla her şeyin düzelmesini bekledi.Böylece biricik aşkını daha çok kazanmış oldu.Kayınvalide de sonunda pes etti kabullendi durumu.Hatta Aysun'u tanımaya başladıktan sonra,yaptıklarından pişman olup ,özür bile diledi Aysun ve ailesinden.Aslında kötü bir kadın değildi.Hem geçmişte kendide aynı şeyleri yaşamış ve sevdiği ile evlenememişti.
Nihayet sabah olmuştu.Ağustos böcekleri hala yorulmamışlardı.Üstelik kuşlarda onlara inat hep bir ağızdan ötüyorlardı.Sanki öyle şakınmaz böyle şakınır der gibiydiler.Kahvaltı bile yapamadı heyecandan Aysun.Ortalığı toparlayıp annesi ile birlikte kayın validesin de karşılayacaktı nişanlısını.Öyle konuşmuşlardı dün.Saçlarını Ahmet'in beğendiği gibi taradı.Kendisine çok yakışan,pembe çicekli tiril tiril,karpuz kollu elbisesini de giyince,pek hanım hanımcık olmuştu.Fazla makyaj yapmasını istemezdi Ahmet.Bir ruj,bir allık yeterdi.Ela gözleri kendinden sürmeliydi.Kirpikleri gür uzun ve simsiyahtı.Kaşlarıda bir kuş kanadı kadar düzgün bir kavisle çevreliyordu göz kapaklarını.
Çok sade ve gizemli bir güzelliği vardı.
Kayın validesinin evi çok kalabalıktı.Komşular akrabalar,çoluk çocuk doluşmuşlardı.Herkes evinde bir şeyler pişirip getirmişti.Düğün evi gibiydi.Kayın valide böbürlene böbürlene düğün hazırlıklarından bahsediyordu.Üste bir kat daha çıkmışlardı.En iyi malzemeyle yapmışlardı banyo ve mutfağı.Alınan eşyalar bile yerleşmişti.Sadece Aysun'un çeyizleri kalmıştı.Ahmet sanki gecikmişti biraz.Ama yol hali olurdu o kadar.Herkez çok neşeliydi.Yeniliyor ,içiliyor,kahkahalar atılıyordu.Aysun ise heyecanla birlikte bir huzursuzluk hissetmeye başladı.Kalbi yerinden fırlayacaktı.Kalabalıktan sıkılıp Ahmet'inin odasına doğru yöneldi.Küçük bir odaydı.Yatağın yanındaki komedinin üstünde, göl kenarında birlikte çektirdikleri fotoğraf duruyordu.Ahmet elini Aysunun omuzuna atmış,Aysunda başına Ahmetin omuzuna dayamıştı.Mutluluk gözlerinden pırıltılar saçıyordu etrafa sanki.Yatağın üzerine otur du Aysun.Resmi eline alıp uzun uzun baktı Ahmet'ine.Eliyle yüzünü okşadıktan sonra bir öpücük kondurdu resimdeki sevgilisinin dudaklarına.Çerçeveyi yerine koyduktan sora çekmeceyi açtı.Çekmecede üzerine kırmızı bir tükenmez kalemle kalp yapılmış ,yeşil bir ajanda buldu.Kalbin üzerinde iki ''A'' harfi ve bir ok işareti vardı.Sayfaları karıştırdığında ,neredeyse bütün defterde Ahmet'in kendisine olan aşkını anlattığını gördü.Onsuz yaşayamayacağını.ne pahasına olursa olsun Aysun'la evleneceğini,tek aşkı olduğunu yazıyordu.Gözleri dolmuştu.Son sayfada bir şiir gözüne ilişti.
Vatan borcu boynum borcu öderim
Sayılı gün biter,döner gelirim
Seni sana, seni Allaha emanet ederim
Eğer dönemessem sakın ağlama
Bulutlar üstünde seni beklerim.
Farkında olmadan hıçkırıklara boğulmuştu .Doğuda ,tehlikeli bir bölgede yapmıştı askerliğini Ahmet.Çok endişelenmişti nişanlısı için .Hep dua etmişti geceleri,hain bir kurşunun hedefi olmasın diye.Bitmişti işte ,dönüyordu sağ salim .Düğünleri yakındı artık.Bir çığlıkla irkildi yerinden.
Elindeki defteri fırlatıp hızla salona koştu.Biraz önce düğün evi gibi şen şakrak olan ev,şimdi ağıtlarla yıkılıyordu.Kayın validesi kendini ordan oraya atıp,saçlarını yoluyordu.Bir kadının omzunu tutup''başın sağolsun ,daha çok gençsin'' deyişiyle,karardı ortalık.Hiç bir şey duymuyordu.
İnsanların çırpınışları bile onun için hiç bir şey ifade etmiyordu.Kafasını çevirip pencereden görünen bir bulut öbeğine takıldı kaldı öylece.
Hayatla bağlantısı kopmuştu.Yemiyor içmiyordu günlerdir.Pencerenin önüne oturup ggökyüzünü seyrediyordu.Hatta geceleri bile kimse kaldıramıyordu pencerenin önünden Aysun'u.
Bir sabah yine seyrederken gökyüzünü ,kalktı birden.Hızla üç katlı evlerinin merdivenlerinden çatıya doğru çıkmaya başladı.Annesi peşinden giderek ''Kızım nereye'' diye bağırdı.''Bulutlara''diye cevap verdi.Kadın panikle yakaladı kolundan.Ama mücadele ediyor ve hatta annesine vuruyordu.Çatının uç tarafta bir yerlerde durdu ve Ahmet diye bağırmaya başladı.Bir yandan da annesiyle boğuşmaya devam ediyordu.Bir anda kadının elelrini yakaladı ve kadını var gücüyle aşağıya fırlattı.Komşular zavallı kadının feryatlarını duymuşlar ve bahçeye doluşmuşlardı.Aysun ise hala gökyüzüne bakıyordu.Artık bir annesi yoktu..Annesinin cansız bedeni kanlar içinde yatarken ,ona ne yaptığınında farkına varmadı.Birileri koşup onu ordan indirmişlerdi.Ama o hiç bir şeyin farkında olacak durumda değildi. Bundan sonraki hayatını bir akıl hastahanesinde ,onu bu dünyadan tamamen koparıp,bulutların üzerine çıkaracak ilaçlarla geçireceğinin bile farkında olmadı hiç.
by gülkent
|